Try right click.

Bu Blogda Ara

Yükleniyor...

10 Kasım 2009 Salı

71 Yillik Ozlem...



Savaşta Türkiye'yi kurtaran, savaştan sonra da Türk Ulusu'nu yeniden dirilten Atatürk'ün ölümü, yalnız yurdu için değil, Avrupa için de en büyük kayıptır.Her sınıf halkın O'nun ardından döktükleri içten gözyaşları bu büyük kahramana ve modern Türkiye'nin Ata'sına layık bir tezahürden başka birşey değildir.

18.Aralik.1938

Seni cok ozledik ATAM...
1881 - 193

09 Kasım 2009 Pazartesi

Montessori Pembe Kule & Kahverengi Basamaklar Genisletilmis Calismalari (Extensions)

Daha once Pembe Kule ve Kahverengi Basamaklar ile ilgili uzunca bir yazi yazmistim. Ikisi de temel Montessori materyalleri arasinda yer aliyor. Ilk yazi icin buyrun: Pembe Kule ve Kahverengi Basamaklar.

Pembe kule ve kahverengi basamaklarin temel calismalarinda uzmanlastiktan sonra genisletilmis calismalara gecilebilir. Internette bircok ornegini bulabilirsiniz. Bizim iki takim materyalimiz var. Isvicre'de olan materyaller boyasiz, ham hali ile; Turkiye'dekiler ise boyali. Ben de kizim da ikisini de ayri ayri seviyoruz. Ancak boyali halleri ile bu genisletilmis calismalari yapmak cok daha eglenceli.

Uzun suredir bu calismalar ile zaman geciriyoruz, cok zevkli oldugunu soylemeliyim. Internetten bastigim genisletilmis calisma resimlerini kagida bastiktan sonra lamine ettim. Resimler bir kutunun icinde materyallerle birlikte duruyor. Eger temel calismada sorun yasamiyorsaniz, -ki bu sadece kupleri ust uste dizmekten ibaret degil, ortasina kenara kaydirmadan koyabiliyorsa ve koselere de dizebiliyorsa- o zaman genisletilmis calismalara gecme zamanidir. Ancak bazilari gercekten cok zor. Oncelikle kolaylarindan baslamaniz, cocugun hevesinin kacmamasi icin cok onemli.

Iyi eglenceler...

Bu calismalarin fotograflarini su adreste bulabilirsiniz: Our Montessori Story













06 Kasım 2009 Cuma

Istanbul Kitap Fuari


Fuardan aldigimiz cocuk kitaplarimizdan bazilari

Bu hafta bitmeden ziyaret etmeyi unutmayin. Ozellikle cocuk kitaplarini birarada gormek, cocugunuzla birlikte secmek ve torba dolusu kitapla cikmak icin guzel bir firsat.

28. Istanbul Kitap Fuari, Beylikduzu'nde TUYAP Fuar ve Kongre Merkezi'nde.

Gerekli bilgiler; Fuar resmi sayfasinda

Archi*Sugar

05 Kasım 2009 Perşembe

BEO: Cumhuriyet / 29 Ekim Aktiviteleri




Istanbul'da olup da Cumhuriyet Yuruyusu'ne katilmamak, o muhtesem havayi solumamak mumkun degil. Bagdat Caddesi her sene oldugu gibi bu sene de tek yurek olmus Ataturk'un, Cumhuriyet'in izinden yuruyordu. Yagan yagmura inat, tek bir agizdan soylenen marslar, ellerde sanli bayraklar, yuzlerde kivancli gulumseme ve kalplerde Cumhuriyet askiyla...

Defne ile bu, Istanbul'da yaptigimiz ikinci Cumhuriyet yuruyusumuzdu. Gecen sene uzaklarda oldugumuz icin icimiz buruk kutlamistik bu sanli gunu. Bu sene ise muhtesemdi...

Defne buyuk bir mutluluk ve kivanc ile elinde kendinden buyuk bayragi, Cumhuriyet coskusunu en derinden yasadi, Bagdat Caddesi'nde. Marslara eslik etmeye calisti, omzumda en tepede insanlarin coskusuna alkislar ve isliklarla katilci. Cok mutluydu... Hepimiz gibi...

Bu ozel haftayi da cesitli aktiviteler ile pekistirdik. Ataturk'u daha iyi tanidik, bayragimizi evimizin her yerine astik, biraz tarih dinledik...

Yaptigimiz aktivitelerden bazilarini paylasmak istiyorum.

Heykel Olma Oyunu: Daha once bir kitapta okumustum ve bunu 29 Ekim aktiviteleri icinde Defne ile oynamak istedim. Birden fazla kisi ile oynaninca daha da eglenceli oluyor. Bir duduk ya da isaret verici herhangi bir ses kullanilabilir. Duduk calininca cocugun istenilen heykel seklini almasi istenir.

Ornekler: Asker heykeli, selam veren asker heykeli, silah tutan asker heykeli, bayrak tutan insan heykeli, Kocatepe'de Ataturk heykeli, v.b.

Bir sonraki isaret ile heykel bozulur ve bir sonraki isaret beklenir.

Defne'nin cok hosuna gitti. Farkli temalarla bu oyunu oynamaya karar verdik.

Cesitli Boyamalar:

http://www.onceokuloncesi.com/imagehosting/49104ab392ff80c59.bmp
http://www.onceokuloncesi.com/imagehosting/49104ab39388a6718.bmp
http://www.onceokuloncesi.com/imagehosting/49104ab3932fdde71.bmp

Ataturk kosesi:
Calisma odamizda bir Ataturk kosesi hazirlamaya karar verdik ve bunun icin ilk adimi bu hafta attik. Ataturk'un guzel bir resmini ciceklerle susledik, bayragimizi astik. 10 Kasim'a kadar bu koseyi daha da gelistirip guzel resimlerle suslemeyi planliyoruz.

Kullandigimiz cicek fotograflari icin: gerekli link








01 Kasım 2009 Pazar

Empresyonizm - Simdi Musee D'Orsay'da Kaybolmak Vardi...



29 Ekim 2009 Perşembe

86. YIL



Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır.
29 Ekim 1923 (Mustafa Kemal ATATURK, Nutuk II, S. 814-15)

28 Ekim 2009 Çarşamba

Ah Bu E'ler!



Hazir aldigimiz herseyin icine girmisler, bu E'ler. Tatlandirici, renklendirici, kivam verici, koruyucu... cesitli isimler, cesitli renkler altinda... Her urunde ayri bir maske takmis, sessizce vucutlarimiza sizip insanlik icin hain planlarini uyguluyorlar. Onlardan kacis yok. Legaller... Sozde kontrol altindalar... Paketlenmis, siselenmis, fabrika yuzu gormus her urunde soframiza, midemize, kanimiza, hayatimiza giriyorlar.

Ah E'ler... Ah! Bizleri yavas yavas yok ediyorsunuz da... bizim haberimiz yok... Sizlerden kacis yok, biliyorum. Ama olabildigince hayatimdan, hayatimizdan uzak tutmaya calisiyorum.

E'lerin tam listeleri icin, buyrun (ve lutfen onlardan olabildigince uzak durun, ozellikle cocuklariniz icin)

.....................................

26 Ekim 2009 Pazartesi

Happy Birthday, my love...



My heart is like a singing bird
Whose nest is in a watered shoot;
My heart is like an apple tree
Whose boughs are bent with thickset fruit;
My heart is like a rainbow shell
That paddles in a halcyon sea;
My heart is gladder than all these
Because my love is come to me.

Raise me a dais of silk and down;
Hang it with vair and purple dyes;
Carve it in doves and pomegranates,
And peacocks with a hundred eyes;
Work it in gold and silver grapes,
In leaves and silver fleurs-de-lys;
Because the birthday of my life
Is come, my love is come to me.

by Christina Rossetti

Esra

19 Ekim 2009 Pazartesi

Motordaki Kedi

Arabanizin motoruna kedi girdi mi hic?

Meger ne kadar cok basina boyle bir is gelen varmis. Benim de basima gelince ogrendim.

Kaputu actiginizda size kocaman gozlerle bakan, 2 gun boyunca surekli aglamakli bir sesle miyavlayip tum yemek, sut ve yardim taleplerinizi geri ceviren, oradan cikmamak icin motorun en dar bolgelerine gizlenen, gecenin ucunde sizi miyavlamasiyla uyandiran, uc saat ugrasip cikaramayinca itfaiye, yol yardimi, hayvan haklari dernegi gibi bircok yeri telefonla aramaniza sebep olan, ikinci gun sonunda artik son care olarak su ile inadi kirilip kaportadan cikip arka lastige kacan, oradan da uzun ugraslar sonucunda cikarildiktan sonra calilarin icine gizlenen, korkmus, urkek, zavalli, annesiz kucucuk bir bebek kedi gordunuz mu hic?

O da bir bebek... Sevgi, sevkat, yuva isteyen, sutunu ancak biberondan icebilen bir bebek...
O da bir can... Annesi tarafindan birakilmis, unutulmus, terk edilmis bir can...

17 Ekim 2009 Cumartesi

Bocekler...

Bazi insanlarin curetkarligina ve kustahligina inanamiyorum. Boyle insanlar da var demek ki dedirten kisiler her yanimizda ne yazik ki. Markette, sokakta, arabada, otobuste, sinemada, is yerinde, okulda... ve kacinilmaz olarak, internette...

Cevremdeki herkesin basina belli siklikta geliyor garip olaylar. Kendini bilmez, saygi sinirlarini asan, insani insanligindan supheye dusuren, yaptigi isten sogutan kisilerin tacizlerine maruz kaliyor her iyi kisi.

Bocek surusu gibiler. Internette dolasip zehirlerini akitacak temiz bir sayfa ariyorlar. Ne insana saygilari var, ne de verilen emege. Tek dusundukleri karsisindakini rahatsiz edip gununu zehir etmek. Bocek gibiler dedim ya. Kotu kokuyorlar... Kotu konusuyorlar... Kotu dusunuyorlar... Her iyi seyin altinda bir boceklik ariyorlar. Olmayandan kotuluk yaratip beyaz sayfaya doktukleri pisliklerini yayiyorlar.

Bir suredir bloguma yazma sikligimin azaldigini fark etmistir, uzun sureli okuyucular. Icimden gelmiyor... Yazdiklarimin icinden cimbizla kendine uygun olmayani secip hakaret etmeyi marifet sanan bir iki bocekten icim bulandi. Pire icin yorgan yakilmaz ama... bocekler de mide bulandiriyor, bu kesin...

Beni asil dusunduren ve uzen ise, bu boceklerin bir sekilde cocugumla, cocuklarimizla bir yerde bir sekilde karsilasabilme ihtimali.

Bocekler... bu sayfa siyah olabilir ama aslinda yazilarin oldugu kisim kadar pembe ve beyaz. Buradan uzak durun. Aslinda siz, her beyaz sayfadan uzak durun... Zehrinizi akitmak yerine kalbinizi temizlemeye calisin cunku burada sadece sevgi var... Bu kalpte sadece sevgi atar... Ve sevgi hep kazanir!

15 Ekim 2009 Perşembe

Halloween (Cadilar Bayrami) Aktiviteleri


Iki haftadir her yanimiz cadilar, yarasalar, baykuslar, elmalar ve balkabaklariyla cevrili. :-) Biz cok egleniyoruz. Size de birkac fikir vermek istedik.


Parcalarini birlestirerek baykus yapimi:
Making Learning Fun adresinden alinmistir.

 



Cesitli cadilar bayrami motifleri:
Online boyayip basabilirsiniz. Biz, ayrica lamine edip birkac tanesini kapimiza astik.
Apples For The Teachers



Parcalari birlestirerek Frankenstein yapimi:
Making Learning Fun  adresinden alinmistir. Ayrica Franskenstein'i sekline gore boyama. Cok eglenceliydi. Making Learning Fun



Sayiya gore rengini secip boyama:
Her sayi icin bir renk secilir ve zar atilir. Gelen zarin sayi karsiligi renk boyanir. Cok eglenceli.




Balkabagi cekirdeklerini sayma oyunu:
1-20 arasindaki sayilari iceren balkabagi resimleri (basilmis ve lamine edilmis) ve buna denk gelen sayida bal kabagi cekirdegine ihtiyac var.
Play to learn - balkabagi resimleri (sayilari ile birlikte)





Yarasalari Sayma Oyunu:
Yarasalari sayip altindaki dogru sayiyi isaretleme oyunu. Kartlari basip lamine ettikten sonra kullanirsaniz silip silip oynayabilirsiniz.
Making Learning Fun


Cubuklardan balkabagi kuklalari:
Fikri suradan aldim: Ramblings of a Crazy Woman
Super eglenceli bir kukla oyunu cikti ortaya. Bir kucuk tiyatro perdesinin arkasindan oynarsaniz cok daha eglenceli olacaktir.


Yarasa Tangram:
Yarasa  motifini beyaz kagida cikti alip lamine edin. Ayrica tangram parcalarini farkli renkte bir kartona basip lamine edin.
Making Learning Fun - Yarasa motifi



Baykus motifi uzerindeki yaziyi fotograf ile esleme:
Birkac baykus basip ustune kisilerin isimlerini yazin. Ayrica bu kisilerin fotograflarini hazirlayin. Yazi ile fotografi eslemesini saglayin. Bu aktivite oncesinde yazilanlari taniyor olmasi gerekir.



Cadilar bayrami temali siralama:
Ornekteki sirayi takip ettirme calismasi.



03 Ekim 2009 Cumartesi

BEO: Hava Durumu

Buyuyorum Egleniyorum Ogreniyorum aktiviteleri, iki haftada bir konu degistirilen, cocuklarla / cocuklarimizla uyguladigimiz aktiviteler zinciridir. Diger arkadaslarin aktivitelerini incelemek icin Montessori Egitimi Blogumuzu ziyaret edebilirsiniz.
**************************************

Hava durumu konusu geceli cok oldu ama guzel bir worksheet bulunca paylasmadan edemedim:
http://www.tlsbooks.com/weathercutandpaste.pdf
Hangi havada ne yapariz calismasi...

Ayrica, hergun pencereden bakip gunun hava durumunu isaretleyebileceginiz bir tablo. Cikti alip lamine ettikten sonra hava durumlarini ayri ayri kesin ve gunun hava durumuna gore tabloya yerlestirin:
http://docs.google.com/fileview?id=0B3v0BOAgjrwrY2EyMTA2ZDUtNDNkNi00M2Q5LTg4OWUtYzMyODk1MjkyMWIx&hl=en

Bunlar da basilabilir hava durumu resimleri:
http://kizclub.com/Clipart/weather(C).pdf

Hava durumu kartilari:
http://www.makinglearningfun.com/themepages/WeatherCards.htm

Iyi eglenceler...

Archi*Sugar

02 Ekim 2009 Cuma

Bugun bahcede ogrendiklerim

Ben, bugun...

  • Solucanin topragi eseleyince basini bize gosterip hemen topraga daldigini, bu durumda onlarin artik rahatsiz edilmemesi gerektigini;
  • Olu olup bacaklarini havaya dikmis olan bir kertenkelenin, oyuncak minyaturune tipa tip benzedigini... ve bu yuzden emin olmadan asla ellenmemesi gerektigini;
  • Olu olan kertenkeleye kucuk bir cenaze toreni yapilip usumesin diye ustunun kuru yapraklar ve kus tuyleri ile ozenle ortulmesi gerektigini;
  • Agaclarin kabuklari yanlislikla yolunursa hemen arkasindan yerine yapistirilmaya calisilip canlarinin acimasina karsin oksanmalari gerektigini;
  • Beyaz siradan bir kus tuyunun aslinda binlerce farkli hayali hayvan olabilecegini;
     ve
  • Doga sevgisinin cocuklarin tam kalplerinde dogustan var oldugunu, buyudukce o tilsimin ne yazik ki kayboldugunu; bir cocukla tum bunlari tekrardan hatirlamanin ise ne kadar guzel oldugunu...
ogrendim....

30 Eylül 2009 Çarşamba

Guzel bir sonbahar ani...

Istanbul'un en sevdigim zamani, sonbahar...

Bugun ise... sonbaharin belki de en guzel gunuydu...

Bahcemizde, eve cikmak yerine cimlerin arasinda oturmus,  saatlerce seni seyrederken... Saclarimin arasina dolan hafif sonbahar meltemi, tenime isleyen ilik sonbahar gunesi, senin elinden ucup "ucak", "kus", "leylek", "uc uc bocegi", "helikopter", "kelebek" ve daha yuzlerce hayal urunu ucan "sey" oldugunu soyledigin kurumus rengarenk sonbahar yapraklari, bana tek tek koklatip kucuk bir demet yapip anneannene goturdugun sari sonbahar cicekleri ve yuzundeki o kocaman gulumseme ile bir sonbahar cocugu, sen... gunumu aydinlattiniz...

Bir kez daha sonbahari Istanbul'da sevdigimi; Istanbul'un sonbaharini sevdigimi hatirlattiniz...

Istanbul... sonbaharin cok guzel!

09 Eylül 2009 Çarşamba

Felaketler sehri... Istanbul

Hersey kucuk bir yagmurla basladi...

Nasil oldu da bu hale geldi? Ne zaman?

Televizyonda seyrettiklerim, adeta bir felaket filmi... Catalca'da mahsur kalan tanidigimizin telefondaki sesi, kabus gibi... Insanlarin yasadiklari korkunc... Inanilmaz...

Ey doga... Istanbul'dan cek artik ellerini... Tasi topragi altin sehrimin... Ne olur yeter... Dur... Bu kadar facia bir sehre yeter...
* Hurriyet

Minimui - Eylul Sayisi



Minimui dergisine bu ay (Eylul 2009) iki yazimla katiliyorum:

* Sayfa 104 - 107 : Orada Neler Oluyor? - Isvicre
* Sayfa 124 - 129 : Onun odasi - Montessori Cocuk Odasi (Bu yazinin fotograf secimi bana ait degildir)

Archi*Sugar

07 Eylül 2009 Pazartesi

Gelecege mektup

Bir gun...

Cok ileride olan ama bir nefes kadar cabuk gelecegini bildigim birgun... Karsima gececeksin... Gozlerimin icine bakip hic konusmadan kalbimin atislarini dinleyeceksin... Bir gun... Bir saniye sonra gelecek olan o gun, elimi tutup yanindayim diyeceksin. Ben... yasli bir nine... Sen... orta yasini henuz gecmis ama cok havali bir anneanne... Yaninda torunlarin olacak... Kizina donup onunla biraz yalniz kalmak istiyorum diyeceksin... Ben ise yine o gun, tipki bugun oldugu gibi bogazima dugumlenmis binlerce kelime ile sadece elinin sicakligini hissedecegim... Kelimesiz, sessiz...

Hayat bazen acidir guzel kizim. Bazense en tatli sekerden daha tatli. Hayat surprizlerle doludur melegim. Bazen ani, bazense beklenen. Bir terazidir, dunya. Siyah... Beyaz... Biri olmadan digeri olmaz. Birini hissetmeden, digerinin degeri anlasilmaz.

Senden once... Bilmezdim boyle hissetmeyi, anlamazdim boylesine derin ozveriyi. Sensizlik hiclikmis megerse yavrum. Seninle olmak, nefesini hissetmek, kokunu duymak, kucucuk bir opucuge baglanmak, yuzunun her bir kivrimini, sesinin her bir tonunu, kokunun her bir detayini bilmek, hissetmek, ezberlemek, sevmek... Sensizlik karanlikmis megerse... Aydinligi gorunce gercegi anlamak...

Yanima yatip gozlerimin icine bakip yuzumu oksuyorsun ya... Ya da ayakkabilarini giydirirken aniden firlayip boynuma sarilip anne diyorsun ya... Ya da hicbirsey yapmayip gozlerinde isiltiyla karlarin icinde yemek arayan kargalari seyrediyorsun ya... Ya da icten gelen gercek mutluluk kahkahalariyla ufacik bir sinege bile evcil hayvan muamelesi yapiyorsun ya... Ne cok sey ogretiyorsun bana, biliyor musun? Hayatla ilgili bildigim, inandigim, guvendigim ne varsa yiktin sen. Yerine saf sevgi koydun, biliyor musun? Sevgi... Katiksiz, puruzsuz, seffaf, sevgi. Bir karincayi sevmeyi ogrettin bana. Elime konan kucucuk bir uc uc bocegiyle mutlu olmayi. Herseyi oldugu gibi kabul etmeyi ogrettin, herseyi ve herkesi. Cocukluguma geri dondurdun beni. Hayatin anahtarini verdin bana, haberin var mi?

Dunyanin gelmis gecmis tum lisanlari toplansa bir cumle cikaramaz ki; bilinen tum renkler bir araya gelse dogru tonu tutturamaz ki; tum sesler birlesse dogru tiniyi calamaz ki... nasil anlatilir ki icimdeki sen? Bendeki sen... Sendeki ben...

Cizdigin her resme ekledigin o sari buyuk gunes, hayatinda hep parlasin kuzum. Gununu, yolunu, gelecegini aydinlatsin. Ileride birgun, ben gittigimde... Artik yaninda olamadigimda... Gunese don yuzunu... Isitsin titreyen bedenini. Bil ki, tenine isleyen her bir isinda ben varim. Usudugun her an, korktugun her an, uzuldugun her an, yalniz hissettigin her an... Yaninda, yanibasindayim.

Gunes kadar sicak, deniz kadar derin, ufuk kadar buyuk, bir nefes kadar yakinim...

Nice senelere melegim...

Annen

31 Ağustos 2009 Pazartesi

Kulplu Silindir Bloklar / Montessori Materyalleri (Knobbed Cylinders)

Benim en hayran oldugum ve en cok sevdigim Montessori Materyali "Kulplu Silindirler Bloklar". Boyu, agirligi, capi, hacmi farkli 40 silindir... Bir cocuga o kadar cok sey ogretiyor ki... Saymakla bitmez...

Daha fazla bilgi icin:
The Joy of Learning
Montessori Mom
Montessori World (Video)
Montessori World (anlatim)




Archi*Sugar
....................................
Diger Montessori yazilarim icin link: Archi*Sugar / Montessori
Montessori Blogumuz: Montessori Egitimi

22 Ağustos 2009 Cumartesi

HEHE

Son alisverisimi yapmis aceleyle eve donerken park etmem sirasinda beni saskin gozlerle izleyen pek sevgili Isvicreli komsum;

O daracik yere park edemem sandin degil mi.... Heh! Ben Istanbul soforuyum pek sevgili kardesim. Istanbul soforleri igne deligine bile park eder, hem de iki hamlede! yaaaa...
Hadi ben kactim, yakalamam gereken bir ucak var.

19 Ağustos 2009 Çarşamba

Tatil gunlugunden... 3...

Daracik uzun bir yolu var...

Ne cok Japon var bu daracik dag yolunda. Hic sasirtici degil aslinda. Nerede ilginc bir doga harikasi, Japonlar orada. Sanirim "gorulmesi mecburi" yerlerin listesi var ellerinde. Tek tek geziyorlar listedekilerin hepsini.

Sag tarafimda uc koca inek. Defne su son iki aydir o kadar cok inek gordu ki gezilerimizde, artik pek yuz vermez oldu bu besili, mutlu ineklere. Onun hedefi baska simdi. Cizgi filmini gordugu minik cocugun evini gorecek, kecilerini sevecek, suyunu icecek...

Hizla ilerliyoruz patika yolda. Bir an durup etrafima bakiyorum. Onumde ucsuz bucaksiz uzanan Alpler... Kisin buranin karlar altinda oldugu kesin. Simdi ise sonsuz bir yesil ortu altinda. Kesin biciyorlar bu cimleri. Yoksa nasil bu kadar duzgun durur kilometrelerce cim. Bir tane mi yaban otu olmaz bu Allahin daginda. Bir tek tane...

Ne mutlu su inekler. Baharin ilk gunlerinde daga birakiliyorlar. Dizlerine kadar uzanan kekikleri yiyip dagdan akan buz gibi kar suyunu iciyorlar. Tum gece boyunlarindaki canlarin sesini duyarsiniz karanligin icinde. Besili, bol sutlu, mutlu inekler... O cayira hangi canliyi koysan mutlu cikmaz mi sanki...

Eski bir ahsap ev goruyorum onumde. Agaclarin arasina saklanmis. Tas bir patikayla yukari tirmaniyoruz. Kapisindaki Japonlardan asil evin o ev oldugunu anliyorum. Defne'nin ilgisi ise onumuzu kesen kecilerde artik. Nasil da uslular. Kizimin sen kahkahalarina karisiyor kucuk havuzdan akan suyun sesi...

Biletimi alip eski ahsap eve egilerek giriyorum... Bir cizgi romana daliyorum artik... Bir cizgi filme... Bir masala...

Merhaba Heidi... 200 sene sonra... Merhaba...

Archi*Sugar


Faydali Linkler:

Heidi - Dorf

Heidiland

18 Ağustos 2009 Salı

Tatil gunlugunden... 2...

Bugun fotograflar konussun....

Heidi'nin evi. Cizgi film ve masallardan tanidigimiz Heidi, 200 sene kadar once Liechtenstein'a yakin bir Graubünden koyunde yasamis. Evi su anda muze olarak ziyaret edilebiliyor.

Heidi'nin evinin bahcesinde kecileri severken...

Davos yolunda bir kucuk gol.


Davos - St.Moritz yolunda daracik bir dag yolunda asma bir kopru.


St.Moritz yolunda kucucuk bir koyde, muhtesem bir kilise, tam karsisinda tatli bir dag evi.



Graubünden (Isvicre) bolgesinden Italya'ya giderken 2000 metre yukseklikte birlesip Rhein (Ren) nehrini olusturan incecik caylar.


Isvicre - Italya sinirinda bir sato.


Chiavenna sehrinin daracik sokaklari

Como Golu kiyisi


Bodensee kiyisindan baslayan seyahatimiz, doguya dogru Avusturya'ya, oradan biraz kuzeye Almanya'ya, arkasindan guneye, Liechtenstein'a ve Isvicre'nin Graubünden bolgesine ve en sonunda guneye, Italya'da Como kiyilarina dogru uzandi. Donus yolunda Lugano ise son duragimizdi.

Archi*Sugar

17 Ağustos 2009 Pazartesi

Tatil gunlugunden... 1...

Evden cikan yaslica Italyan kadinin bana bakislariyla kendime geldim...

Kendimi tas binaya bakarken buldum. Dunyayi unutmusum... Tas, yigma bir bina. En az 300 senelik. Kucuk cumbasi zamana boyun egip hafiften saga yatmis ama, pencerelerinin kenarindaki detay... bir omre bedel... Tas yigma bir bina... Boylesini gormeyeli yillar oldu. Belki de hic gormedim, bilmiyorum... Oyle guzel ki. Oyle saf... Oyle duru... Bir suru var aslinda bu kucuk kasabada yan yana, yan yana. Ama bu... bu, cok guzel.

Evden cikan yasli kadincagiz, ne yaptigimi, neden binasina boyle hayran gozlerle baktimini anlayamadi. Anlayamaz... Bir bana bakiyor, bir omrunu gecirdigi, icinden kurtulup sicak bir apartman dairesine gecmek icin can attigi tas binaya. Eminim, aklindan binlerce soru geciyor. Hatta soruyor birkac tanesini... Yasli gozleri cevap istiyor belli...

Ben ise o anda 10 kusur sene oncesine donuyorum. Universitenin ikinci senesinin ikinci donemindeyim... Kapadokya'ya bagli kucuk, kucucuk bir kasabada... Aylardan mart. Gunes var ama serin. Proje grubumuzun yonetmeni bu donem projemizi Kapadokya'nin bu kucuk kasabasinda yapmamiza karar verip hepimizi alip bu uzay sehrine getirmis. Hayraniz... Oyle hayraniz ki, baktigimiz her binaya, dokundugumuz her tasa, gordugumuz her yapiya, birer sanat eseri muamelesi yapip fotograflarini cekip eskizlerini cikartiyoruz. Binalari olcup biciyoruz, koca koca metrelerimizle projelerini ciziyoruz.

Koyluler evlerinden cikip saskin gozlerle bizleri izliyor. Cocuklar "abla, niye ciziyorsun sen simdi bizim evimizi" diye etrafimizda pervane. Sasiriyorlar. Bikmislar bu dagdan oyulmus sari tastan evlerde oturmaktan. Bakimsizligindan... Istiyorlar ki sicak bir apartman daireleri olsun sehirde. Umurlarinda bile degil binalarinin inanilmaz mimarisi. Guzel cepheleri... Tarihe taniklik eden eserleri. Bir muzede yasiyorlar... Farkinda dahi degiller...

Dun... Isvicre'nin inanilmaz guzel dogasinin oldugu Graubünden bolgesindeki gezimizi tamamlayip daglardan done done Italya'ya ulastigimizda... Kucuk, kucucuk bir sehire, Chiavenna'ya gelmeden, kucuk, kucucuk bir kasabada., kucuk kucucuk bir sokakta.. durmus, dunyayi unutmus, o tas binaya bakarken yasadiklarim aynen bu idi...

Bana saskin gozlerle bakan o yasli Italyan'a...

Teyzecigim, icinde yasadigin bu bina... bu bina... oyle guzel ki. Oyle saf, oyle duru ki... 300 yildir ayakta kalmis, bir cinar, bir mimari saheser, bir tarih abidesi... Boyle bir tas yigmayi ne ben gordum, ne bana mimariyi ogreten ogretmenlerim. Sen... ne sanslisin... Bakma bana oyle saskin gozlerle. Biliyorum, dogdugundan beri bu binada yasiyorsun, belki de sikildin artik, sorunlari yildirdi seni. Ama... ama bosver be teyze... oyle guzel ki bu bina... Asik oldum, gormuyor musun... Tipki yasadigin bu inanilmaz kasaba gibi... bu bolge gibi... hayatimda bu kadar yesili bir arada gormedim ben. Omrune omur katar insan burada be teyze... Ne olur kiymetini bil...

Demek istedim...

Keske Italyancam tum bunlari soylemek icin yeterli olsaydi...

Gozlerimdeki isiltidan anlamis midir acaba...

Archi*Sugar
ps: bir de buyuye kapilip fotograf cekmeyi unutmamayi dilerdim... :-(
-----------------------------------
Comune di Chiavenna
Chiavenna - Wikipedia

01 Ağustos 2009 Cumartesi

Bir orda... bir burda...

Bugunlerde hayatim bavul doldurup bavul bosaltmakla geciyor. Ekim ayina kadar da bu, boyle olacak. Cok da sikayetci degilim aslinda. Seyahatte dogmus biri olarak hayatim yolculukla gecti zaten.

Hayatta herhangi birseyin ustune dustu mu insan, o sey vazgecilmez oluyor. Tam tersi uzak kalinca da artik o kadar da onemli olmamaya basliyor. Ya da o kadar da oncelikli olmuyor.

Yazmak da sanirim boyle. Bir sure uzak kalinca, nereden baslasam, nasil anlatsam kaygilari ile bos sayfa acilip acilip kapaniyor, kelimeler yazilip yazilip siliniyor, fikirler dusunulup dusunulup unutuluyor...

Merak edip soranlar icin... Buralardayiz... bir Italya'da, bir Almanya'da, bir Isvicre'de, bir dagda, bir golde, bir denizdeyiz...

Iyiyiz...

Archi*Sugar

06 Temmuz 2009 Pazartesi

Buyu...

Thomas Anders / 03.07.2009

Buyulu bir ses seninki... Beni taniyanlar orada olacagimi biliyordu... Bir dahaki sefere kadar... Hoscakal...

Daha fazla detay icin sevgili Kemal'in sayfasina buyrun...





Thomas Anders & ben / 03.07.2009








02 Temmuz 2009 Perşembe

Temmuz...

Sıcagiyla geldi guzel ay...

Hayatimin en onemli anlarinin ayidir Temmuz. Kutlamalar, yildonumleri, dogumgunleri ve daha yuzlerce surpriz... Bir yilin konsantre hali sanki benim icin. Gereksiz parcalarindan arinmis, en guzel detaylarla suslenmis, sicak mi sicak, ask dolu guzel ay... Bu sene de guzel bir surprizle geldin... Hosgeldin...

Archi*Sugar

19 Haziran 2009 Cuma

Tik tak...

Tik tak... tik tak... tik tak...

70li yillarin ikinci yarisi... Tek haneli yaslarimin ortalari... Teyzemin Bab-i Ali Yokusu'ndaki yazihanesinde tuslarina hizli hizli bastigi daktilosunun sesini dinliyorum. Yarim acilmis yesil kalin jaluzilerden iceriye suzulen gunes isiginin art deco koltuklarda oynadigi oyunlar o kadar ilgimi cekmis ki arasina karbon kagidi koydugum kagitlara resim yapmayi birakip pencerenin pervazina oturuyor ve disariyi seyrediyorum. Uzerimde hala teyzemin cubbesi...

Tam karsimda Vilayet Kolagi'nin girisi...

Arnavut kaldirimi yokusta tek tuk gecen arabalar ve hizli hizli bir yerlere yetisen zarif ve caliskan insanlar...

Bugun...

Tik tak... tik tak... tik tak...

2000li yillarin ikinci yarisi... Yeni binyilin tek haneli yillarinin sonlari... Yine Bab-i Ali Yokusu'nda, bu sefer biraz daha yukarida... Teyzemin yazihanesinde... Bilgisayarina hizli hizli yazip printerdan aldigi ciktinin sesini dinliyorum. Oylesine ozlemisim ki bu yokusu, ince gri jaluzileri yukariya cekip sokagi seyrediyorum. Teyzemin cubbesi ise tonet askida bu sefer...

Vilayet Kolagi asagida kalmis... Cumhuriyet, binasindan tasinali cok olmus... Asfalt yol ve bir turlu bitmek bilmeyen bir insaat. Trafik tikali, korna seslerinden klavyenin sesini duymak mumkun degil. Ve insanlar... kosturan, bagiran, yorgun ve cok sayida insanlar...

Basim iki elimin arasinda, seyrediyorum... 30 sene sonra... Ben, yine ayni cocuk... Tonet sandalyeler yerli yerinde... Art deco koltuklar sadece yuz degistirmis... Teyze yine ayni teyze... Cadde yine ayni cadde...

Penceremdeki manzara ise... bir baska dunya...

Dunya degisecek elbet. Teknoloji de... Bilgisayarin daktilonun yerini almis olmasindan daha dogal birsey yok. Arabalarin cogalmasi normal... Gazetelerin yerinin degismesi de. Hatta yollarin asfalt kaplanmis olmasi bile beni o kadar da rahatsiz etmiyor... Havadaki egzoza karismis sigara kokusu ise artik bu sehirde kacılamaz bir gercek...

Gectim hepsini... 30 kusur sene ayni sehrin havasini solumaktan, bir karmasa icinde buyumesine sahitlik etmekten zaten zorla alistirildim bunlara...

Iyi de...

Niye degisir ki insanlar? Ne zaman bu kadar acimasiz oldular? Ne zaman bu kadar kaba? Ne zaman bu kadar bencil ve baska?

Uzaydan mi indi tum bu insanlar? Isinlandi mi sehrime? Yoksa hep vardi da ben mi gormedim? Peki ya 30 sene once ayni yokusta yuruyen o zarif, kibar ve caliskan insanlar nerde? Onlari da uzaya mi isinladik yoksa?

30 sene once yolda gordugum ey guzel insanlar... geri gelin lutfen... Arnavut kaldiriminin gitmis olmasini kabul ettim ama... sizsiz bu sehir bir baska...

Tik taklar bile artik sacma...

Archi*Sugar

04 Mayıs 2009 Pazartesi

23 Nisan

Bir Montessori blog yazarindan 23 Nisan Kayseri izlenimleri:
Good Tree Montessori Homeschool


Archi*Sugar

01 Mayıs 2009 Cuma

23 Nisan - Oyuncak arkadasim

Montessori Egitimi email grubumuzda 23 Nisan sebebiyle bir oyuncak hediyelesmesi yaptik. Biz, sevgili Aysegul'un ikizlerinden biri olan tatli Zeynep'e hediye gonderirken, Defnecigime de sevgili Emel ve kizi Zeynep Asya hediye gonderdi.


Defne'nin uyudugu saatlerde aksamlari hazirladigim 23 Nisan Lapbook'u ve Defnecigimin sectigi iki Tubitak kitabi, bizim Ankara'ya Zeynep'e gonderdigimiz hediyeler oldu.

22 Nisan gunu kapimiz calinip da kargoyu gorunce ben de cocuklar gibi sendim. Hediyeleri hem gondermek hem almak nasil da guzel bir duygu veriyormus insana. Hele cocuklar soz konusu olunca. Her iki minnosu da henuz yuz yuze gormemis olsak da onlardan bir parcayi, bir gunu, bir gulucugu paylasmis olmak muhtesem bir duygu.

Paketimizi 23 Nisan gunu diger hediyelerle birlikte actik. Defnem ozenle hazirlanmis paketten cikanlara bayildi. Paketimizden bir doktor takimi, sevgiyle ve ozenle hazirlanmis bir lapbook ve bir de kucuk bakir kova cikti. Doktorculuk oynamaya zaten bayiliyor Defnecik. Ozellikle gercekten doktor olan teyzesiyle doktorculuk oynamak ona ayri bir zevk veriyor. Lapbookumuzu tek tek inceledik ve hala incelemeye devam ediyoruz.

Hem hediyelerimizi gonderidigimiz Zeynep'e hem de hediye aldigimiz Zeynep Deniz'e bu guzel ve anlamli gunu bizlerle paylastiklari icin tesekkur ediyoruz.

Iste postadan bize Ankara'dan sevgi tasiyan, Defne'ye gelen hediyeler. Bizim gonderdigimiz lapbookun fotolarini ayrica paylasacagim.

Archi*Sugar


26 Nisan 2009 Pazar

Kelime Oyunlari: "HATIRALAR"

Bu yazi Oyku Atolyesi'nin Kelime Oyunlari isimli calismasi icin yazilmistir. Diger kelime oyunlari yazilarimi okumak icin gerekli link.
...........................................................
Tozlu bir kutudur hatiralar... Acip baktikca her yanina bulasir tozlar. Tatli tozlar, eksi tozlar, aci tozlar... Gulumseten, aglatan, haykirtan tozlar...

Bir bakiyorum yuruyorum yagmurlu bir aksamda annemle el ele, bir bakiyorum kosuyorum en sevdigim dostumla parkta. Sonra yuzuyorum dedemle sicak denizde... Aliyorum 3 gunluk kardesimi kucagima, bir bakiyorum kardesim kizim olmus bir anda. Basimi yasliyorum arkadasimin omzuna, dinliyorum tum ogutleri heyecanla... Hatiralar... tozlu, sevgi dolu hatiralar...

O gun...

Aferin dedi bana yuzumu oksayan guclu eliyle. Bir elinde tuttugu taktir belgemi tum dikkati ve gururuyla bir daha inceleyip bana verdi. Hep gurur duyardi benimle. Fikret de hayatta olsaydi, gurur duyardi, dedi bugulu gozlerle. Uzakta bir yerlere bakiyordu simdi. Ben hic tanimamistim, Halil Fikret'i. Insan hic tanimadigina ozlem duyar mi? Duyarmis iste. Icim buruk buruk olmustu, bu sozun ustune.

Basimi onun baktigi yone, gunesin isigiyla isil isil olan denize cevirdim. Karsida gorunen ada hangisiydi? Sorsam mi? Hep sevmisimdir adanin pufur pufur havasini. Asirlik agaclarin altinda oturmus cayimizi yudumlar, biraz once asagidaki pastaneden aldigimiz, en sevdigi visneli mekik kurabiyeleri zevkle yerken, cevremizden her gecislerinde selamlastigimiz tatli yuzleri seyrederken Anadolu Kulubu daha bir dost gelmisti bana.

Istersen denize gir dedi, gozlerimin ta icine bakarak. Kac yasindaydi acaba? On yil once dedemin cenazesinde en kucukleri bir ben kaldim diye aglamisti uzuntuyle. Ortanca kardesleri oleli cok uzun yillar olmustu, buyuk abisi olan dedem oleli on sene. Esini kaybedeli ise bir omur nerdeyse. Cocugu yoktu, hic olmamisti. Ankara'da bizlerden uzak tek basina yasarken, yaninda yuzlerce dostu da olsa bize yakin gecirdigi Buyuk Ada ve esinin kurucusu oldugu AnadoluKulubu yazlari, belki de onun en mutlu gunleriydi.

Pek tanimamak, pek anlamamak, yaninda surekli kontrollu olmak da ona karsi hislerimden bazilariydi. Otoriterdi... Ogretmenlik, cumhuriyetin kurulus ve yukselisine en yakindan sahitlik etmis olmak, en yakinlarinda hep burokraklari tanimak, Turk egitim sisteminin temel taslarini koymus olan birinin esi olmak... Onu distan soguk biri yapmisti...

Ben onu hep soguk biri olarak tanidim... Cekindim...

O gun, orada pufur pufur ada gununde, elimde visneli mekigim, karsimde dunyanin en guzel manzarasi ve kulagimda bir Mozart parcasi varken... benim hayatima da bir temel tasi koydugunu bilemezdim...

Insanlar, gullerin dikenleri icin hayiflanmayi birakip dikenler arasindaki guller icin sukretseler, mutlu olmayi becerebilirlerdi dedi bana sakin ve tatli sesiyle. Elimi tuttu, gordugum en sevkatli haliyle yine gozlerimin icine bakti. Mutlu ol dedi. Mutlu ol... Gulleri gormeye calis hayatta... Dikenler gelip gecicidir. Guller, hayati guzellestirir.

Bana hayati anlatti o gun. O anlatti, ben dinledim. O anlatti, ben hayran kaldim. O anlatti, hayati tanidim. O anlatti, onu tanidim. O anlatti... onun icindeki gulu kesvettim...

Dikenlerdi onun guzel gul kalbini gizleyen. Ben, dikenleri gormekle o kadar mesguldum ki goremiyordum o pembeye calan bordomsu parlak ve mukemmel gulu. Bulutlari sildi gozumden... Gunesi gosterdi bana. Dikenleri kesti tek tek... Guldu artik karsimda tek duran.

O anlatti... Ben dinledim... O anlatti... Ben dinledim...

O gun bitip de vapurla sehre donerken karmakarik aklim ve kulagimda cinlayan hayat dersleri ile, o gunun O'nu gorusumun son gunu olacagindan habersizdim.

Bir hafta sonra aci haberle caldi telefonumuz.

Denize girmis sabah ayazinda. Yorulmus... Odasina cikmis, banyosunu yapmis, yatagina yatmis. Her zamanki gibi tertemiz, ozenli ve titiz... Yataginda son nefesini vermis.

Ankara'da hayatimda ilk ve son kez, gozlerimin onunde cansiz vucudu yikanirken, o gun anlattiklari birer birer gozumun onunden geciyordu. Sicak ve kuru bir Temmuz gununde, onu son yolculuguna ugurlarken o gun icin sukrediyordum... Bana biraktigi essiz miras icin... O gunun son nefesini vermeden yasandigi icin.

O gun, o sicak Temmuz gununde, pufur pufur bir Buyuk Kulup aksamustusunde, asirlik agaclarin altinda, visneli mekigimi yerken... Hayatin gulunu gordum... Dikenlerin gizledigi gulu... Pembeye calan bordomsu parlak ve mukemmel gulu...

Huzur icinde uyu...

Archi*Sugar

16 Nisan 2009 Perşembe

Gurur

Montessori ogretmenleri icin hazirlanan Montessori Teacher Training blogu bugunku yazisini 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Cocuk Bayrami'na ayirmis. Cocuklara "ozgurluk" ve "baris" kavramlarini anlatmak icin bugunun dunya cocuklarinca nasil kutlanabilecegini ve bugunun tarihcesini yazmis. Gurur verici ve insanin gozlerini yasartici bir yazi...

Ne buyuk gurur bizim icin.

Atam... sen ne buyuksun. 89 sene sonra bile bugun, dunya "ozgurluk" ve "baris" kavramlarini cocuklarina anlatmak icin senin ektigin tohumlarin meyvelerini sunuyor.

Sen rahat uyu... Dunya senin izinde...

Montessori Teacher Training

Yurtta sulh, cihanda sulh...

Archi*Sugar

15 Nisan 2009 Çarşamba

Cocuklarindan Sana Saygi...



Bir cocuk, bin cocuk...
Tutmak elinden, yurumek yan yana... ayni umuda...
Guven dolu bir el, sevgi dolu bir kalp, adanmis bir omur...

Bugun... 23 Nisan'a bir hafta kala...
Elimi yine tutsan keske...
Yurusem seninle umut dolu gelecege...
Sen... Ulu onderim...
Ozluyorum seni...
Cok...
................................................
Archi*Sugar

Tesekkurler Oyku

Ataturk icin diger yazilarim:
23 Nisan 2008
Ataturk'e Mektup

10 Nisan 2009 Cuma

Montessori - Kartpostal Degistokusu


Bir Montessori ogretmeni olan ve harika bir Montessori blogunun yazari olan sevgili Jo'nun (A Bit of This and A Bit of That) duzenledigi 2009 Kartpostal degistokusu (ve arkasinda o ulkeye ait cocuklarla yapilabilecek bir tarif) icin hazirladigim Istanbul kartpostallari ve arkasinda mucver tarifleri su anda dunyanin dort bir yanina yola cikmis bulunuyor. Amerika, Ingiltere, Endonezya... bakalim sizin elinizden mucver nasil oluyor... Sizin tariflerinizi de dort gozle bekliyorum.

Happy swapping... :-)

Archi*Sugar

01 Nisan 2009 Çarşamba

Kelebek Lapbook

Daha onceki lapbookumuz: Penguen Lapbook

Hem baharin gelmesi hem de kizimin kelebeklere olan ilgisinden dolayi bu seferki lapbook konumuzu kelebekler olarak sectim. Tahmin ettigim gibi kizim kitabini gorunce cok cok begendi ve hergun cikarip tum ozelliklerini tekrar tekrar gozden gecirdi. Iste kelebek lapbookumuzun detaylari. (fotograflarin daha iyi incelenebilmesi icin herzamankinden biraz daha buyuk tuttum, ustune tiklamaniz yeterli)

Lapbookun on kismi

Lapbookun arka yuzu


Yararlandigim Linkler

Kapak Sayfasi:
  • montessorimakers yahoo group'tan "Sandpaper Letters"in K harfi... kesip zimpara kagidina tersten cizip kesilmis
  • Mavi kelebek resmi: Preschool Post Butterfly Lessons
Arka Kapak Sayfasi:
Ic Sol Sayfa:
  • Kelebek simetrisi - Homeschool Share , Butterfly lapbook - Symmetrical Butterfly
  • Simetrik kelebegin icindeki yazi - Bir minik kelebek ront
Bir minicik kelebek uctu geldi donerek
Kondu bir papatyaya cok mutluyum diyerek
Papatya cok haindi birden bire silkindi
Yere dustu kelebek, ah vah diyerek
Ordan bir ari geldi kelebege el verdi
Kurtardi kelebegi o minicik melegi
Ic Orta Sayfa:
Ic Sag Sayfa:
Ekler: (bu bolumdekileri de diger kartlarda yaptigim gibi lamine ettim. Her kullanimdan sonra cizgileri siliyorum.)Archi*Sugar

02 Mart 2009 Pazartesi

BEO - Geometrik Sekiller / Metal Insets (Metal Sablonlar)

Buyuyorum Egleniyorum Ogreniyorum aktiviteleri, iki haftada bir konu degistirilen, cocuklarla / cocuklarimizla uyguladigimiz aktiviteler zinciridir. Diger arkadaslarin aktivitelerini incelemek icin Montessori Egitimi Blogumuzu ziyaret edebilirsiniz.
**************************************


Montessori dil materyallerinden olan "Metal Insets" (Turkce'ye metal takmalar ya da metal sablonlar olarak cevirebiliriz), yazmaya hazirlik icin kullanilmaktadir. Montessori sinifinda, metal insets rafinda farkli geometrik cekillerde 10 adet 14x14cm boyutlarinda metal sablon, cesitli renklerde14x14cm boyutunda kagit, her rengin farkli tonlarinin bulundugu kalemlikler ve kalemler ve iki kalem koymak icin bir kalemlik bulunur.

Uzun aramalar sonucunda internetten plastik olanlarini bulup bir sure once satin aldigim bu geometrik sablonlari Buyuyorum Egleniyorum Ogreniyorum etkinliginde kizima sunmanin uygun olacagini dusundum.

Oncelikle metal insets hakkinda bilgi almak icin asagidaki linkleri inceleyebilirsiniz:
Nienhuis katalogu - Metal insets
The Joy of Learning - Metal Insets

Metal insets'in cocuga nasil tanitilacagini uzun uzun okudum ve dinledim. Oldukca konsatrasyon gerektiren bir ders. Bu sablonlar cocuga tanitilmadan once pratik hayat ve duyu calismalari yapmak gerekiyor. Genellikle 4 yas civari tanitiliyor.

Oncelikle bir sablon aliniyor, ayni boyunda kesilmis kagit (burasi cok onemli, disariya kagit tasmamali) (14x14 cm) ve iki kontras renkteki kalem ile cocuga sunuluyor. Kagidin ustune sablonun dis bolumu ozenle yerlestiriliyor. Kalemlerden biri alinip sablonun ic kismi kagida ciziliyor. Sablon kaldirilip kalem degistiriliyor ve diger kalemle cizilmis olan geometrik seklin icine soldan saga (onemli!) dogru paralel cizgiler ciziliyor. Cizme isleminde ustastikca cizgilerin arasindaki boslugun cok cok kuculmesi bekleniyor. Bu cizme islemini yaparken kalemi tutus sekli cok onemli.

Bu sablonlar ve soldan saga cizilen cizgiler, kucuklerde yazmaya hazirlik, yazan cocuklarda ise yaziyi duzeltmek icin kullaniliyor.

Cizme isleminde ustalastikca ayni kagitta farkli sablonlar kullanarak cesitli geometrik resimler yapmak mumkun. Asagidaki linklerde bu sekilde yapilmis resimlere de ornekler bulacaksiniz (Homefray'in videosunda).

Bu konudaki Montessori dersleri icin asagidaki linkleri inceleyebilirsiniz:
Montessori Primary Guide - Metal Insets
Montessori World
Margaret Homefray'in videosu - mutlaka izlenmeli.
Montessori Writing Activities - ehow - video

Metal insets'i kizima sunmadan once hazirliklar yapmam gerekti. 14x14 cm boyutunda cesitli renklerde kagitlar hazirladim ve Homefray'in videosunda gosterdigi kalem setini satin aldim. Asagida goruldugu gibi kizima sundum. Once nasil cizilecegini gosterdim ve sonra ondan aynisini yapmasini istedim.

Sablonu kullanmasi gayet iyi ancak kalem tutma sekli kesinlikle istenilen gibi degil. Simdilik...
Daha uzun sure ustunde calismasi gerektigini dusunuyorum.

Archi*Sugar

...............................
Bir baska Montessori Materyali yazim: Pembe Kule & Kahverengi Basamaklar

25 Şubat 2009 Çarşamba

Salonumda... sessizligin sesi...

Herkes yatinca cok sessiz oluyor ev. Sessizligi dinliyorum tek basima... Los ve gul kokulu salonda. Alip uzaklara goturuyor beni sessizlik. Ozledigim insanlara, sevdigim insanlara, yakinda gorecegim insanlara, umutla gormeyi bekledigim insanlara, hic goremeyecegimi bildigim insanlara... ve... gormemin imkansiz oldugu insanlara...

Sen gideli cok oldu...

Sen gideli...

Bosver!..

Sen gideli cok sey oldu, anlatmakla bitmez ki. Yillari saymayi birakali cok oldu.

Yanimda misin simdi? Goruyor musun beni? Sen onu soyle... Inandigin, guvendigin, umut ettigin hersey olmus muyum sence? Biraktigin cocuk muyum hala? Hala ayni hayalperest cocuk?

Gelsen yine... koysam basimi omzuna... sarilsam narin kollarina. Anlatsan bana cocuklugunu. Senin dilinden hic duymadigim cocuklugunu. Kardeslerini anlat, anneni anlat, Yanya'yi anlat. Sen anlatirken ben cocuktum, disaridaki arkadaslar daha cekiciydi benim icin. Yalanciktan yapilan kamplar, saatlerce oynanan yakar toplar, denizde balik olmalar, daha degerliydi o zaman. "Ne aptalmisim" demek en kolayi ama...

Bugunku aklimda donmek mumkun mu cocukluga? Denizden bir saat once donsem eve simdi, basbasa cay icsek senle. Anneannem de olsa yanimizda... Bir yanimda sen, bir yanimda o... Yine dondurma alsan bana... Anneannem de cekirdek ayiklasa... Hop hepsini yesem toptan. Ustune de bir sise kola.

Akmasa gozyaslarim simdi. Ya da... sen silsen yanaklarimdan suzulen damlalari, cebinden cikardigin utulu mendilinle... Icim buruk buruk olmasa seni dusununce. Hayaller dugum dugum baglamasa kalbimi yine. Sarilsam sana... yillarin ozlemiyle...

Simdi... Los ve gul kokulu salonumda... yattigin yerden cok uzakta... burada... sen tam yanimda... imkansizi basarsak... Sarilsam sana...

Los ve gul kokulu salonumda...

Archi*Sugar
...................................
O'na yazilmis diger yazilarim:

Mutlulugun Resmi
Sana
Mazide Kalmis Bir Ani

22 Şubat 2009 Pazar

Ruya

Bir ruya gordum...

Dun degil... Gecen ay degil... Bu sene degil... Kac sene olmus ki? Bir omur sanki... Kimin umurunda... Sanki dun degil mi...

Pembe bir ruyaydi geceme giren. Pembe, cicek kokulu bir ruya. Etrafta bugulu guzel bir duman. Yerde serilesi bir yumusaklik... Elimde kocaman bir sevgi...

Sekerler var cevrede. Tatli kirmizi pamuk sekerler.
Balonlar ise her yerde. Ucan parlak hayal balonlar.
Bir pasta gelmis ortaya. Mumlar... isil isil, renkli kucuk mumlar...

Ben...

Uzaklarda da olsam... Sadece sesini de duysam...
Kucaklayacagim simdi iste...
Sarilacagim siki siki.
Tutacagim elini...

Hadi gel...
Mumlari ufle...

Tum o yillara, uzakliga, buguya inat...
Arkadasim... Dostum... Kardesim...
Nice mutlu yillara...

19 Şubat 2009 Perşembe

Penguen Lapbook

"Lapbook nedir" diyenler icin kisaca; icinde bir konu hakkinda cesitli bilgi ozetleri, resimler, oyunlar, vs iceren dosyacik diye aciklayabiliriz. Her yas icin lapbook yapilabilir, sadece cocuklar icin degil. Daha detayli bilgi icin su sayfalari inceleyebilirsiniz:
Wikipedia
Lapbooking
Lapbook Ladies

Ilk lapbook denememizi penguenlerle yaptik. Arastirmasi, hazirlamasi, bir araya getirmesi oldukca zamanimi aldi ama cok da eglendigimi soylemeliyim. Kendimi ortaokulda donem odevi hazirliyormus gibi hissettim. Odevimi ogretmenime, yani kizima sundumda ise cok daha mutlu oldum cuku bana tam not verdi kendisi. :-)

Lapbook hazirlamak cok zevkli, bir konuyu onunla calismak ise cok daha zevkli.

Iste lapbookumuz, detaylari ve hangi bilgiyi hangi siteden aldigimiz. (fotograflarin daha kolay incelenmesi icin boyutlarini biraz daha buyuk tuttum, ustune basip gorebilirsiniz)


Gerekli Linkler

Zarflar: Lapbook Lessons'da buyuk ve kucuk boy zarf cizimleri

Kapak sayfasi:
  • Penguen kes - yapistir. DLTK Kids Penguin Craft Template
  • montessorimakers yahoo group'tan "Sandpaper Letters"in P harfi... kesip zimpara kagidina tersten cizip kesilmis
  • Internetten bulunmus farkli penguen fotograflari
Ic Sol:
  • Penguenler hakkinda gercekler. Nerede yasarlar? --> Antartika, Ne tur hayvanlardir? ---> Kus, Ne yerler? ---> Balik (daha detayli gercekler de var tabi ama 3 yas icin bu kadar yeterli bence. Fotograflar internetten.
  • Penguen turleri: Lapbook Lessons / Penguins adresindeki penguin types 1 & 2 dosyalari
Ic Orta:
Ic Sag:

Archi*Sugar

18 Şubat 2009 Çarşamba

Gule gule


Son perde cok huzunlu bitti...
Gule gule... Gule gule...

Archi*Sugar

14 Şubat 2009 Cumartesi

kucuk... kucucuk...

Urperti, kucuk bir yakaristir bazen;
Bazense soguk bir dokunus.

Ciglik, anlamsiz bir kacistir bazen;
Bazense siradan bir bakis.

Sen ise...

Tum yakarislarima, tum cigliklarima ilacsin zaten.
Bazen sicak bir dokunus;
Bazense kalpten bir bakis.

Archi*Sugar
12.Subat.2009
02:20

13 Şubat 2009 Cuma

B.E.O. - "Iletisim Araclari" / Pul Koleksiyonculugu

Buyuyorum Egleniyorum Ogreniyorum aktiviteleri, iki haftada bir konu degistirilen, cocuklarla / cocuklarimizla uyguladigimiz aktiviteler zinciridir. Diger arkadaslarin aktivitelerini incelemek icin Montessori Egitimi Blogumuzu ziyaret edebilirsiniz.
**************************************

Bizim ailemizde su anda kardesim ve esim en buyuk pul koleksiyonerleridir. Tum aile bir sekilde pul koleksiyonu yapmaya bir sure devam etmisse de pul askina sadik kalan ve bugune kadar en iyi sekilde devam ettiren bu iki kisi olmustur. Dedemin ve hatta dedemin babasinin pullarini koleksiyonuna dahil edip daha cok Osmanli pullari biriktiren kardesim mi yoksa tum dunya ama gercekten adini dahi ilk defa duydugum en ufak ada kalmazcasina tum dunyanin pullarini toplayan esim mi bu konuda daha onde bilemiyorum.

Bildigim birsey varsa o da ikisinin arasindaki pul alisverisinin, birbirleri icin pul toplamalarinin, her seferinde zarflarca pullari birbirlerine vermelerinin hatta bazen saatlerce defterlerini birlikte duzenlemelerinin muhtesem bir paylasim oldugu.

Kucuk kizimiz icin uzun zamandir bir pul defteri almayi ve onun da kucuk bir koleksiyona sahip olmasini istiyorduk. Babasinin ve teyzesinin degerli pullarina sahip olmasi icin henuz cok erken ama eger bir yerden baslayacaksa, iste o gun, bugun.

Esim kizimiz icin bir suredir cift olarak pullar topluyordu. Pullarla tanismasi, icindeki dunyayi kesvetmesi, onlara nasil bakmasi gerektigini ogrenmesi ve onlarla kucuk oyunlar oynamasi icin kucuk bir koleksiyon hazirladi.

Dun, kendisini pullari ile tanistirdik. Once her pulun esini bulduk. Tek tek ozenle onlari zarflarina yerlestirdik. Buyutecle kucucuk dunyalara girdik, inceledik, uzerinde yorumlar yaptik. Sonra katalogu acip icinden elimizdeki pullari bulduk.

Pullar, pul zarflari, buyutec ve katalog dortlemesi, tahmin ettigimden cok daha etkiledi Defne'yi. Hayranlikla pullarini inceledi saatlerce. Katalogun sayfalarini tek tek arastirip pullarini buldu, bizlere gosterdi. Isi bitince de kutuphanesinde pullarina cok hos bir yer hazirladi ve yarin tekrar bakmak uzere ozenle oraya yerlestirdi.

Sanirim zamanlama cok dogru oldu...

Her pul ayri bir dunya. Tum dunyalari kesvetmen dilegiyle melegim...

Archi*Sugar


Bu, esimin koleksiyonunun bir bolumu. En sevdigi bolumu. :-)


Defne'nin kucuk koleksiyonu... simdilik...


11 Şubat 2009 Çarşamba

Sevgililer Gunu Aktiviteleri

Sevgililer gununu insanin canindan, kanindan, kalbinden cikmis bir sevgili ile paylasmasindan daha tatli ne olabilir. Iki haftadir cesitli kirmizi, pembe, kalpli, sevgi dolu aktiviteler yapiyoruz kizimla. Birkac tanesini fikir vermesi acisindan paylasmak istiyorum.

Kalplerle hayvan sekilleri yapma:

Cesitli websitelerinde farkli ornekler var ayrica kendi hayalgucunuz de yardimci olacaktir. Birkac ornek site:
DLTK's Growing Together - Kelebek motifi
Valentine's Day Butterfly - Kelebek
No Time For Flashcards - Kelebek
Kid's Crafts - Kelebek, fare, kedi, fil



Kalp kartlari esleme:
Teaching Montessori blogundan aldigim cok benzer kalp sekillerini bastim ve laminasyonunu yaptim. Esleme oyununu cok seven kizim icin eglenceli oldu. Ayni kartlarla memory oyunu da oynamak mumkun. Daha once yayinladigim kar taneleri esleme oyununa benzer bir oyun.


Kalplerle sayma:
Activity Village sayfasindan yukledigim sayi - nokta esleme oyununa bayildi kizim. Adresi surada: Valentine Number Match



Sevgililer Gunu sinirli boyama:
Internette binlercesi var, google'dan kolaylikla arayip bulabilirsiniz. Herhangi bir google aramasi.



Kagit Cocuk Giydirme:
Activity Village'in kagit cocuk giydirme bolumu harika. Buradaki Sevgililer Gunu temasi da cok tatli gercekten. Kagit bebekleri bastiktan sonra lamine ederseniz daha dayanikli olur ve daha uzun zaman oynanabilir. Adres: Paper Dolls


Sevgiyle kalin...
Archi*Sugar

06 Şubat 2009 Cuma

On Yargi Gelistirmek

Uzun zamandir Oyku Atolyesi icin yazi yazmiyordum. Bu haftaki kelime olan "Onyargi" ile yazim ortustugu icin oykulere bir donus yazisi olsun, bu.
.............................................................................

Insanlar, kin, nefret, begeni, tercih, on yargi gibi hislerden habersiz dunyaya geliyorlar. Bir bebek gozlerini bu dunyaya actiginda, tum hareketleri icgudusel ve plansiz oluyor. Sonra icinde bulundugu toplumun, ailenin ve cevrenin etkisiyle on yargilar gelistirmeye basliyor. Sanirim, bu gelisme cevreyi farkina varmaya basladigi ilk gunlerde basliyor ve yas ilerledikce boyutlari degisiyor.

Dun, Dogal Tarih Muzesi'ni gezerken buyukler olarak bizlerin aslinda bu on yargilarin birer kurbani oldumuzu fark ettim. Ben, gozlerimi kacirip baska yonlere bakmaya calisirken, bakmak bile icimi bir hos ederken, 3 yasindaki kizimin camekanin arkasinda el buyuklugundeki farelerin kendisiyle iletisim kurmasina izin vermesi, aslinda onun benden ne kadar ileride oldugunun kanitiydi.

Farelerden tiksiniyoruz. Niye? Cunku onlar kotu, pis, hastalik tasiyan varliklar... Ama sincaplari seviyoruz. Niye? Cunku cok tatlilar. Oysa ki ikisi de ayni familyadan!

Fareleri birakin bir kenara. Insan topluluklarina, insan soylarina karsi sahip oldugumuz on yargilari hatirlayin. 3 yasindaki bir cocuk icin bir insanin siyah, beyaz, cuce, dev, obez, siska, guzel, cirkin, Ermeni, Laz, Cinli, Avrupali, Turk, Rum olmasi hic fark etmezken, bizim icin durum hic de oyle degil...

Gecen gun bir dostuma soyledigim gibi... Bazen dusuncelerimizi ve bilgilerimizi "reset"lememiz gerektigini dusunuyorum. Toplumun, devletin, tum ogretilerin bize empoze ettigi on yargilardan kurtularak icgudulerimizle dogru yolu bulmaya calismaliyiz... Bazen 3 yasinda bir cocuk olmaliyiz... Farelerle iletisim kuran...

05 Şubat 2009 Perşembe

Pembe Kule / Kahverengi Basamaklar - Montessori Materyalleri





Pembe kule ve kahverengi basamaklar belki de Montessori egitiminin en taninmis iki materyali. 3-6 yas doneminde kullanildigi gibi 6 yas sonrasinda ilkokul doneminde matematik ve geometri derslerinde de kullaniliyor.

Amac: Buyukluk ve siniflandirmayi uc boyutlu olarak insa etmek. Matematige hazirlik. Hareket koordinasyonu. El - goz koordinasyonu. El kullanimini gelistirmek.

Margaret Homfrey'in pembe kule ve kahverengi basamak derslerini cok faydali bulacaksiniz.

Boyutlar:
* Pembe Kule: 10x10x10, 9x9x9, 8x8x8........., 1x1x1 cm buyuklugunde 10 masif ahsap kup.
* Kahverengi Basamaklar: 10x10x20, 9x9x20, 8x8x20,......., 1x1x20 cm buyuklugunde 10 masif ahsap dikdortgen prizma.

Tanitma:
Pembe kule: Her bir kup tek tek bulundugu yerden calisma halisina tasinir. Tasima iki el ile her bir kubun agirligi hissedilerek yapilir. Calisma halisina karisik konan kupler buyukten baslayarak kucuge dogru yukari dogru dizilir. Kupler, her Montessori materyalinde oldugu gibi kendi hatasini gosterecek sekilde tasarlanmistir. Cocuk yanlis kubu koydugunda bir sonraki asamada yanlis yaptigini hemen gorur ve duzeltir. Ogretici yanlis yaptigini soylememelidir.

Kuleyi kupleri birbirinin ortasina koyarak insa etmeyi cok iyi ogrendikten sonra, kupleri birbirinin kosesine koyarak insa etmeyi ogrenirler.

Uc asamali ders ile "buyuk", "daha buyuk", "en buyuk", "kucuk", "daha kucuk", "en kucuk" kavramlari ogretilir.

Gecmisten bir fotograf

Daha sonraki matematik ve geometri derslerinde kupler, "kare", "kup" tanitiminda cm ve dm farklarinda, agirlik calismalarinda kullanilir. Kullanim alani cok genistir.

Montessori Mom
Montessori World
Montessori AMI Primary Guide

Kahverengi basamaklar: Dikdortgen prizmalar calisma halisina karmasik bir sekilde konur ve genelde buyukten baslayarak kucuge dogru bir basamak olusturacak sekilde dizilir. Dogruluk kontrolu yine kendiliginden olur. Yanlis prizma kendini hemen gosterir.

Daha sonra matematik derslerinde "kare", "kup" tanitiminda kullanilir. Ornek: 4 tane en kucuk prizma ikinci prizmayi olusturur.

Montessori Mom
Montessori World
Montessori AMI Primary Guide

..............

Pembe kule ve kahverengi basamaklar ayri ayri ogrenildikten sonra birarada da kullanilir.

Genisletilmis dersler (extensions) icin su siteleri inceleyebilirsiniz:
Montessori Trainings
A bit of this and a bit of that
Our Montessori Story
Montessori Free Fall
Montessori By Hand
A Thousand Joys
.................

Bizim pembe kulemizi ve kahverengi basamaklarimizi Italya'da bir marangoza yaptirdik. Montessori materyalleri satan firmalarindan hazir almak mumkun ancak fiyatlari oldukca yuksek. Marangozumuz boyama isi yapmadi, bu isi bize birakti. Ancak ham halleri o kadar cok hosuma gitti ki boyamadim. Simdilik dogal halleri ile kullaniyoruz ve cok hosumuza gidiyor. Boyle yapmakla dogru yaptigima Margaret Homfrey'in dersini dinledikten sonra sevindim. Cunku kendisi "eger boyayacaksaniz cok acik pembe olmasina dikkat edin cunku renk koyulastikca boyutlar arasindaki farkliligi gormek zorlasir" diyor.

Montessori sinifinda pembe kule ust uste yerde ve kahverengi basamaklar ise yan yana rafta siralanmis olarak bulunuyor. Ancak biz, ustu acik bir hasir kutuda sakliyoruz. Evde herseye yer bulmak kolay olmuyor.

Genisletilmis dersler icin Montessori Training sitesindeki aciklamalarin ciktisini aldim ve fotograflari lamine ederek ayri bir yerde sergiledim. Kizim bu bunlarla calismak istediginde fotograflari alip kullaniyor ve fotograftakinin aynisini yapiyor. Ayrica kendi kendine buldugu genisletmeler de var. Sanirim her cocuk kendi hayalgucu ile yeni seyler uretiyor.

Archi*Sugar

04 Şubat 2009 Çarşamba

Sobe - 161.sayfa / 5. cumle

Sevgili Pinar ve Ayca ayri ayri sobelediler bu konu ile ilgili beni... Sobenin kurallari soyle:

1- Yakınınızda bulunan ilk kitabı alın
2- 161. sayfayı açın.
3- 5. cümleyi okuyun.
4- Blog sayfasına yazın.
5- En güzel cümle ve en güzel kitabı seçmeyin.Sadece yakınınızda olan ilk kitabı alın.
6- 5 blog arkadaşınıza yollayın.

Peki, en yakinimdaki kitap Izmir Buyuculeri. Yazari Mara Meimaridi. 161. sayfasinin 5. cumlesi ise soyle:

Sana saygi duymalari icin onlara kotuluk yapman gerekiyor.

Ilginc bir cumle. Uzerinde saatlerce konusulabilir bence. Henuz kitabi okumadim ama merak ettim simdi. :-)

Ben kimseyi sobelemiyorum. Isteyenler kendilerini sobelenmis saysin ve yazsin lutfen.

02 Şubat 2009 Pazartesi

Cocuklarin Yapabilecegi Pizza

Once guzel bir muze ziyareti...


Sonra bir melegin elinden cikmis sicak ve lezzetli bir pizza.

Siz de cocugunuzla yapmak isterseniz iste tarifi.

Malzemeler:

Hamuru icin:

  • 500 gr. un
  • 300 ml ilik su
  • 1 yas maya
  • 2 cay kasigi tuz
  • 2 corba kasigi zeytinyagi

Ustune:
  • Domates puresi
  • Yemeyi sevdiginiz herhangi sebze, et, vs. Defne malzeme olarak yesil zeytin, sucuk, enginar kalbi ve mantar koydu.
  • Peynir
Hazirlanisi:

Unu derin bir kaba bosaltin. Yas mayayi ilik suyun icine ufalayin ve eriyene kadar karistirin. Maya eridikten sonra unun icine bosaltin ve karistirin. Icine sirayla zeytinyagi ve tuzu da ekleyerek kivama gelinceye kadar yogurun.

Isterseniz hamurun kabarmasi icin 30 dakika bekletebilirsiniz. Biz bekletmedik.

Hamuru onceden zeytinyagi ile yaglanmis tepsiye yayin. Bir catalla ustune birkac delik acin. Hamurun ustune ilk once domates puresi, en son peynir olacak sekilde malzemelerinizi koyun.

Onceden isitilmis 180 derece firinda pisirin.

Afiyet olsun.

Archi*Sugar


31 Ocak 2009 Cumartesi

10 sene...

Unutmak kolay demiştin alışırsın demiştin
Öyleyse sen unut beni yeter ki benden isteme
Gözlerimde yaş kalbimde sızı unutmadım seni
Unutamadım unutamadım ne olur anla beni
2 Ocak 1943 - 1 Subat 1999

Seni, seni kaybettikten sonra anladik, anlattik, andik... Nur icinde yat...

29 Ocak 2009 Perşembe

Kardan Adamin Dugmelerini Sayma Oyunu

Once Kelly's Kindergarten Ocak Bolumu'nden kardanadam motifini aldim ve bir A4 sayfasina dort tane sigacak sekilde kuculttum. Birkac sayfa bastim. Kardanadamin ustune 1'den baslayarak her sayida dugme cizdim. Sapkalarina da dugme sayisi ne ise onu rakam ile yazdim.

Sayfalarin laminasyonunu yaptim ve kardan adamlari kestim. Sapkalarini ayrica kestim.

Sapkalar ve kardamadamlar karisik olarak kizima verdim ve calisma halisina esleyerek dizmesini istedim. Cok zevkli bir calisma oldu. Hepsini dogru yapmasi da benim cok hosuma gitti. :-)

Archi*Sugar

26 Ocak 2009 Pazartesi

Kizak ve Cocuklarin Pisirebilecegi Kolay Kurabiye

Hava gunesli, daglar karli olunca ne yapilir? Kizak kapildigi gibi daglara cikilir ve gunes batincaya kadar kayilir, kar topu oynanir, kardanadam yapilir. :-)



Peki yorgun ama mutlu eve gelince ne yapilir?

Hemen islak kiyafetler kurulariyla degistirilir ve sicak cikolata icilir!

Peki daha sonra ne yapilir?

Ailece kurabiye yapilir... Afiyetle yenilir!

Iste cocuklarinizla yapabileceginiz cok kolay bir kurabiye tarifi...

Icindekiler:
  • 3 yumurta
  • 1/2 bardak seker
  • 1/2 bardak zeytin yagi (tereyagi ile de yapilabilir)
  • 1 paket kabartma tozu
  • Bir limonun kabugu (rendelenmis)
  • 500 gr. un
Hazirlanisi:
Once yumurtalari kirip karistirin, karisimin icine seker, yag ve limon kabugunu ekleyin, karistirin. Karisim homojen olunca icine kabartma tozunu ve yavas yavas unu ekleyerek elinizle yogurun. Hamur kivama gelince parcalar alip tezgahta / masada oklava ile acin ve kucuk kaliplarla sekil verin. Kucuk kurabiyeleri onceden yaglanmis tepsiye dizin (biz yagli kagit kullandik). Ustune yumurta sarisi surun ve pudra sekeri dokun. Orta isidaki firinda pisirin. Kizarinca firindan alin.

Afiyet olsun.

Defne hazirladi, sekillendirdi, pisirdi... Biz yedik... :-)

Archi*Sugar

18 Ocak 2009 Pazar

"Ben" Gun...

"Ben" gun bugun... Yalniz ben!

Arabayi kolayca park ediyorum. Ben bile sasiriyorum bu ise. Nasil oldu da bu kadar kolay yer buldum ben simdi? Hava soguk... Herkes kapali alisveris merkezlerinde kesin! Iyi oldu o zaman buraya geldigim. Muzigin sesi kapandi birden. Ne uzun zaman olmus bu kadar yuksek sesle muzik dinlemeyeli.

Arabanin muzigi bitmisti ki akordeonun sesi daha arabadan inerken kulaklarima doluyor. Hizla cikisa dogru yuruyorum.Yurudukce netlesiyor muzik. Sessizce yanindan gecip gidecegim ki... gozlerimin icine bakip; "bonjour madam" diyor ve basini saygiyla one egiyor... Nasil gormezden gelinir ki bu kibarlik... En icten, en samimi, en sevgi dolu gulusumle karsilik veriyorum guzel tinilarin sairine... Para mi? Yok... Gerek yok ki... Ikimiz de memnunuz tanimadan verdigimiz guzel sevgiden...

Soguk, cok soguk... Hizla bakmali tum vitrinlere. Sectigine, dusunmeden girmeli. Denemeye gerek yok... Al iste begendigini. Beden belli, vucut belli. Degismedi ki... Asil kuzuma almali en guzellerini. Sunu mu? Hmm... yok bunu mu? Bosver al ikisini de! Giyecek gun cok... Kirletecek oyun bol...

Nasil da agirlasti bu paketler? Ayakkabilar agir evet. Onlari en sona sakla demedim mi ben sana? En son girecektin ayakkabicilara. Once hafifler, unuttun mu?

Cat..

Bir tokat...

Aglayan bir cocuk...

Aciyla bakiyorum cocuga. Gidip sarilsam? Yok, olmaz, sacmalama. Sen yuru simdi hizla Casa'ya. Unutma hediyeleri. Evet evet, o guzel banyo takimini. Cok sevinecek gorunce.

Kitapci... unuttum. Hay Allah. Yok donemem artik, cok geride kaldi. Aksama Barbapapa'nin ismarlanan oykulerini ismarlamayi unutma. Ozel sparis, unutma!

Bir Cinli aile geciyor yanimdan. Yine yuzlerinde o icten gulumseme. Surekli gulmeyi nasil ogreniyor bu insanlar. Ayni gulumsemeyi Tayland'da da gormustum tum yuzlerde. Budism... Ne asiliyor bilmiyorum, arastirmadim... ama hepsi mutlu gorunuyor. Acaba mutlular mi gercekten? Arastirmali aksama... Merak ettim gercekten...

Tam yanimda bir bagiris... Kucuk bir cocugu doven abi... Biraz once dayak yiyen cocuk degil mi bu??? Evet evet... o iste... Babasi ona, o kardesine... Dongu... Babasina bakiyorum aciyla... Uzakta bir yerleri seyrediyor sessizce. Duymuyor mu cigligini kucugun?

Gozum meydandaki saate takiliyor. Gec kaldim... Tam altinda yaziyor ; Chaumont'ta gunes var. Tam otobus cizelgesinin altinda yanip sonuyor bu yazi. Tamam, yarin kizak kaymaya goturmeliyiz kuzuyu oraya. Gunes... evet!

Akordeon calan muzisyen gitmis. Ama iskemlesi hala orada. Doner mi acaba geri?

Park kartimi bulup cikariyorum, kucuk delikten iceri itiyorum. 4,5 Frank... Evet var o kadar bozuk, iyi...

Nasil da doldu bu bagaj simdi? Demedim mi ben sana agir elindekiler diye. Ama degdi tum yorgunluga. Hele melegimin cicileri... Super super...

Yavasca donuyorum donemeci. Aaaa Paola... Selam! Selam! El salliyorum sevgiyle. Kocasiyla ne mutlular. Olmuyor cocuklari... olmasin... onlar mutlular iste... Selam! Selam!

Radyonun kanalini degistiriyorum... Guzel bir jazz caliyor simdi... Evet, harika... Annem olsa simdi yanimda. Annecigim...

Yok, tasiyamayacagim bir seferde bu torbalari. Aldim yarisini... Ding dong... Anahtari bulacak hal mi kaldi bende... Ding dong... acin, size ciciler getirdim...

Sap sap sap, ayak sesi geliyor... Karsimda sevincle kollarima firlayan ciplak ayakli pembe esofmanli bir melek... Kokla kokla... Nasil da cennet kokuyor... Kokla kokla... Hafiflesmis mi? Olur mu canim 3 saatte?

Dur dur ceketimi cikarayim... Ne yaptin babanla? Anlat tek tek!

Kucagimda simdi. Kucuk basini gommus gogsume. Elleri ellerimde... Ciplak ayaklari bacagima degiyor... Yumusakca...

Gozlerindeki parilti... Ellerindeki yumusaklik... Tenindeki cennet kokusu... Diyorum ya sana... Hep diyorum ya sana... Istiyorsun bazen "ben" gunler ama...

Tum "ben" gunler bir yana...

O bir yana....

Archi*Sugar

15 Ocak 2009 Perşembe

BEO: "Temizlik"

Buyuyorum Egleniyorum Ogreniyorum aktiviteleri, iki haftada bir konu degistirilen, cocuklarla / cocuklarimizla uyguladigimiz aktiviteler zinciridir. Diger arkadaslarin aktivitelerini incelemek icin Montessori Egitimi Blogumuzu ziyaret edebilirsiniz.
**************************************

Biz, kizimla bugun Temizlik Oyunu oynadik.

Onceden, yasina uygun 6 tane temizlik aktivitesi belirledim ve bunlari minik kartlara cizdim.
  1. Tahtayi Temizlemek
  2. Masayi Temizlemek
  3. Toz Almak
  4. Ciceklere Su Vermek
  5. Yeri Supurmek
  6. Ayakkabilari Temizlemek
Bu kartlarin her birinin arkasina 1'den 6'ya kadar zar sayilari cizdim.

Tek tek keserek laminasyonunu yaptim, bir zar aldim, 6 aktivite icin de bez, sunger, vs herseyi hazirladim, 1'den 6'ya kadar sayilarin yazili oldugu kagitlarin ustune koydum ve oyuna basladik:

Kartlari zar sayilari uste gelecek sekilde masanin ustune dizdim ve oyunumuzu Defne'ye anlattim; bir zar atmasini istedim.

Ilk gelen sayi 5 idi. Yerleri supurme... Mutfakta yere doktugum pirincleri harika bir sekilde supurdu. Hatta usenmedi, doktu, tekrar temizledi. :-) Temizlik isimiz bitince tekrar zar atti, bu sefer 2 geldi. Masayi temizleme (kendi masasini). Bu sekilde alti temizlik isini de tamamladik.

Sadece ayakkabi temizleme isini pek sevmedik. Biraz da en sona kaldigi icin artik yorulmustuk. Birkac gun sonra tek basina bu temizlik isini tekrarlayacagiz.

En sevdigi is, yerleri supurmek ve ciceklere su vermek oldu. :-)

Sanirim bu oyunu haftada bir oynayacagiz. Cok guzel vakit gecirdik.

Archi*Sugar

Internetten gorebileceginiz izleyebilecegiz birkac Montessori temizlik videosu. Montessori'ye gore pratik hayatta temizlik islerinin cocuga nasil ogretilecegi cok guzel anlatilmis:
Masa Temizleme ( video)
Elleri Yikama (video)
Yerleri Supurme (video)
Ayakkabilari parlatma (video)


Ve gunun fotograflari....

Related Posts with Thumbnails